Blog & Haber

Çevresel Ürün Beyanları (EPD)
Çevresel Ürün Beyanları (EPD)

Çevresel Ürün Beyanı (Environmental Product Declaration - EPD), bir ürünün veya hizmetin tüm yaşam döngüsü boyunca çevresel etkilerini uluslararası geçerli standartlara uygun olarak, şeffaf ve doğrulanabilir bir şekilde özetleyen bir belgedir.

Temel İşlevi ve Amacı

EPD'ler, bir ürünün üretiminden kullanımına ve nihai bertarafına kadar olan süreçte ortaya çıkan çevresel verileri standartlaştırılmış bir formatta sunar.

Uluslararası Standartlar: Genellikle ISO 14025 (Tip III Çevresel Beyanlar) ve EN 15804 (Yapı İşleri için Çevresel Ürün Beyanlarının Çekirdek Kuralları) gibi uluslararası standartlara uygun olarak hazırlanır.

Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA): EPD'lerin temelini, ürünün çevresel etkilerini objektif olarak ölçen bir Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA) çalışması oluşturur.

Bağımsız Doğrulama: Bu beyanların güvenilirliğini sağlamak için, hazırlanış süreçleri ve içerikleri bağımsız bir üçüncü tarafça kontrol edilir ve onaylanır.

Alüminyum Sektörü ve EPD'ler

Alüminyum sektörünün EPD'leri geliştirmesinin ana nedeni, çevresel verileri yapı sektörüne güvenilir bir şekilde iletmektir.

Bölgesel EPD'ler: Alüminyum üretimi ve kullanılan enerji kaynakları bölgelere göre farklılık gösterebilir. Bu nedenle, sektör bölgesel EPD'ler (örneğin Avrupa için ayrı, Kuzey Amerika için ayrı, Türkiye için ayrı) oluşturarak, her bölgedeki üretim koşullarını ve etkilerini daha doğru yansıtan veriler sunar.

Yapı Sektörüne Etkisi: İnşaat sektöründe kullanılan alüminyum ürünler (cephe sistemleri, pencereler vb.) için EPD'ler, mimarların ve mühendislerin, binalarının genel çevresel performansını (örneğin LEED veya BREEAM gibi yeşil bina sertifika sistemleri kapsamında) değerlendirmelerine ve hesaplamalarına olanak tanır.

Güvenilirlik ve Şeffaflık: Bu EPD'ler, alüminyumun diğer yapı malzemeleriyle çevresel açıdan karşılaştırılabilmesini sağlayan, güvenilir ve şeffaf bir veri kaynağı sunar. Bu sayede, "çevre dostu" iddiaları somut verilerle desteklenir.

Alüminyum endüstrisinin uluslararası standartlara uygun olarak geliştirdiği bölgesel EPD'ler, bu malzemenin yapı sektöründeki çevresel ayak izine dair güvenilir, karşılaştırılabilir ve üçüncü tarafça doğrulanmış bilgiler sunan resmi belgelerdir.

Karbon Ayak İzi ve Enerji Verimliliği Hedefleri: Sürdürülebilir Bir Geleceğe Doğru 

Küresel iklim değişikliğiyle mücadelede, işletmelerin, hükümetlerin ve bireylerin odaklandığı iki kritik kavram karbon ayak izi ve enerji verimliliğidir. Bu iki unsur, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada birbiriyle doğrudan ilişkilidir ve birbirini destekler.

Karbon Ayak İzi Nedir?

Karbon ayak izi, bir faaliyetin, ürünün veya bireyin doğrudan veya dolaylı olarak atmosfere salınımına neden olduğu tüm sera gazlarının (CO2, CH4, N2O vb.) karbondioksit eşdeğeri cinsinden toplam miktarını ifade eder.

Ölçüm ve Sorumluluk: Ayak izini ölçmek, bir kurumun veya ülkenin çevresel etkilerini nicel olarak anlaması ve bu etkilerden sorumlu tutulması için ilk adımdır.

Temel Kaynaklar: Enerji üretimi için fosil yakıtların yakılması, ulaşım, endüstriyel süreçler ve arazi kullanımı değişikliği, karbon ayak izinin başlıca kaynaklarıdır.

Enerji Verimliliği ve İlişkisi

Enerji verimliliği, aynı hizmeti veya çıktıyı (örneğin, aydınlatma, ısıtma veya üretim) daha az enerji kullanarak sağlamak demektir. Enerji verimliliği, karbon ayak izini azaltmanın en etkili ve hızlı yollarından biridir.

Hedefler ve Stratejiler

Emisyon Azaltımı: Enerji verimliliğini artırmak, elektrik santrallerinin daha az yakıt yakması anlamına gelir. Bu da doğrudan karbon emisyonlarının azalmasına yol açar. Enerji verimliliği yatırımları, genellikle en düşük maliyetli iklim değişikliği azaltım stratejileri olarak kabul edilir.

Maliyet Etkinliği: Enerji verimliliği projeleri, işletmelerin ve hanelerin enerji faturalarını düşürerek ekonomik fayda sağlar. Bu, sürdürülebilirlik hedeflerinin finansal olarak da cazip hale gelmesini sağlar.

Yenilenebilir Enerji ile Entegrasyon: Verimlilikle birlikte gelen daha düşük enerji talebi, yenilenebilir enerji kaynaklarının (güneş, rüzgar) toplam enerji ihtiyacını karşılama kapasitesini artırır ve şebeke üzerindeki baskıyı azaltır.

Hedef Koyma ve Taahhüt

Kurumlar, çevresel hedeflerini belirlerken genellikle iki ana yaklaşımı benimser:

Bilim Temelli Hedefler (SBTi): Küresel sıcaklık artışını Paris Anlaşması'nın belirlediği 1.5°C veya 2°C sınırının altında tutmak için gerekli olan emisyon azaltımlarıyla uyumlu hedefler belirler.

Net Sıfır (Net-Zero) Taahhütleri: Belirlenen bir tarihe (genellikle 2050) kadar atmosfere salınan sera gazı miktarını, atmosferden uzaklaştırılan miktar ile dengeleyerek sıfır net emisyona ulaşmayı amaçlar.

Karbon ayak izini ölçmek, bir kurumun çevresel etkisinin tanımını yaparken; enerji verimliliği hedefleri, bu ayak izini küçültmek için atılacak en somut ve maliyet etkin adımları temsil eder. Bu iki başlığın eş zamanlı olarak yönetilmesi, yalnızca çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda operasyonel esneklik ve uzun vadeli rekabetçilik için de kritik bir öneme sahiptir.